27°C
Artvin HAVA DURUMU27°C Çok Bulutlu
BİZE ULAŞIN (0532) 395 42 98

Kültür Sanat

- +

AŞIK SEYRANİ

Aşık Seyrani, 19. Yüzyılın önemli halk şairlerinden biridir. Seyran inin bestelenmiş olan pek çok şiiri gerek halk müziği ve gerekse de Türk sanat müziği repertuarında yerini almıştır. Asıl adı Mehmet olan Seyrani, Kayseri nin Develi ( everek ) ilçesinde 1800 yılında dünyaya gelmiştir. Kendisinin fazla gezip dolaşmasından dolayı bu ismi aldığı söylenir. Seyrani’nin ünlenmesinde sosyal hayattaki haksızlıklar ve yolsuzluklar karşısında cesurca söylediği taşlamalarının önemli yeri vardır.

Alemde bir devir dönüyor amma

Devri İngiliz mi Frenk mi bilmem

Halli asan değil müşgil muamma

Zülmi zalim göğe direkmi bilmem

Asıl adı Mehmet olan Seyrani Develi’nin Elbiz dağlarında kaybolduktan bir hafta sonra baygın vaziyette bulunur. 15 yaşında ki Mehmet kendine geldiğinde bir tuhaftır ve Seyrani olarak ilk deyişini söyler.

Bu gece uykuda gördüm bir mana

Ne ben yorabildim ne de yoran var

Erenler bir nişan dikmiş meydana

Ne ben vurabildim ne de vuran var

Bülbül olur güle binbir müsemma

Marifet değildir ilmi muamma

Seyrani’yim benim derdim çok amma

Ne ben derim ne derdimi soran var

1830 lu yıllarda İstanbul a giden Seyrani 40 kadar halk şairiyle birlikte saraya davet edilerek Padişah Abdulmecit’in huzuruna çıkar. Saray tarafından düzenlenen çeşitli yarışmalara katılır, dönemin ünlü halk şairleriyle atışmalar yaparak hünerlerini sergiler. Fakat Seyrani’nin doğruluktan ve iyilikten yana bir yapısının olması haksızlıkları dile getirmesini beraberinde getirir.

Gelmez artık şu dünyanın iyisi

Vezir olmuş has ahırın seyisi

İtin emmisidir kurdun dayısı

Sürüyü güdecek çoban kalmadı

Topkapı sarayı varken, halk sefalet ve yoksulluk içindeyken, sultan Abdulmecit tarafından Dolmabahçe sarayının inşa edilmesini Seyrani şu mısralarla tenkit eder.

Seyrani yüreğim yandı köz oldu

Gidelim bu yerden mevsim yaz oldu

Eski sarayları beğenmez oldu

Yere sığmaz oldu sultan olanlar

Bir süre sonra saraya karşı kullandığı dilden dolayı İstanbul dan kaçarak ayrılmak zorunda kalır.

Yedi yıl eylendi kaldı seyrani

Bütün tahsil etti ilmi irfani

sendeyken her türlü mürüvvet kani

Bulmadım derdime çare İstanbul

İstanbul da barınamayan seyrani Develi den Halep e oradan da  mısır a gider. Arap coğrafyasında ki hayatı üç yıl sürer.

Aşkın sermayesi kara bağlattı

Bazen düşündürdü bazen ağlattı

Kader seyrani’yi Halep e attı

Çıkmayan bu candan bezer ağlarım

Seyrani’nin yare dönmez yolları

Başa zindan oldu Halep çölleri

Sert esiyor bana seher yelleri

Nazlı yardan selam gelmez ağlarım

Kaynaklar Seyrani’nin 1866 da Develi de vefat ettiğini yazmaktadır.

Kaynak: Rıza Süreyya, AŞIK SEYRANİ kitabı

Derleyen: Kenan Balcı